kardeş kıskançlığı

kardeş kıskançlığı

KARDEŞ KISKANÇLIĞI
Birden fazla çocuğa sahipsiniz. Çocuğunuzun her isteğini yerine getirmeye çalıştığınız halde “Kardeşimi benden daha çok seviyorsun, benim hiçbir isteğimi yerine getirmiyorsun.” gibi suçlamalara çok sık maruz kalıyorsunuz. O önceden kendi kendine yediği yemeği artık sizin yedirmenizi, onunla daha fazla ilgilenmenizi istiyor. Çocuğunuzun kardeşini kıskandığını ve kıskançlığını bu şekilde ortaya koyduğunu anlıyor; fakat kardeşler arası kıskançlık problemlerine neyin sebep olduğunu ve bu problemin önüne nasıl geçeceğinizi bilmiyorsunuz.
Aslında çocuklar bir kardeşlerinin olmasını isterler, ancak kardeş doğumu ile de yoğun bir kıskançlık yaşamaya ve anne-babaları zorlamaya başlarlar. Önceleri sürekli kardeş isteyen bir çocuğun bu isteği gerçekleştikten sonra neden kardeşini kıskandığı, hatta ona düşman gibi davrandığını anlamak oldukça zordur. Oysa bu çocukların süreklilik göstermeyen, değişken olan isteklerini yansıtan, dolayısıyla onların doğasıyla ilgili ipucu veren bir özellikleridir .

KISKANÇLIK KÖTÜ BİR DUYGU MUDUR?
Annelerin genelde “Birbirlerinden nefret ediyorlar, ne yapacağımı şaşırdım.” Dediklerine şahit oluyoruz. Bu sözün altında şu yatıyor : “Kardeşler arasındaki kıskançlığın normal olduğunu biliyorum ama ben ne yapacağımı bilmiyorum.” Kardeşler arasında rekabet olması, bir ödül için birbirleriyle yarışmaları demektir. Burada ödül, anne ve babanın ilgisi ve sevgisidir. Sevgi, yorgunluk, başarı, güven, kızgınlık gibi kıskançlık duygusu da çok normal bir duygudur. Çocuğun hatta yetişkinlerin bile bu duyguyu hissetmelerinde bir yanlış yoktur.

YANLIŞ NEREDE? YANLIŞ OLAN NEDİR?
Konumuz olan kıskançlık duygusu insanın gelişmesi için gereklidir. Bizden üstün olan insanları kıskanarak onların seviyesine yetişmek için var gücümüzle çalışırız. Çocuk için de durum aynıdır. Daha önce kendisine ait olan anne ve baba sevgisinin kardeşe yöneldiğini zanneder. Kıskandığı kardeşinden daha üstün olmaya gayret eder, böylece anne-babanın kardeşe yönelen sevgi ve takdirini tekrar kendi tarafına çekmeye çalışır. Eğer çocuğun kıskançlık duygusunu ifade etmeye izin vermez, kınama ve ayıplama yoluna gidersek kendisini suçlu hissetmesine yol açmış oluruz. Bu durumda çocuk, “kıskanma kötü bir duygu ise, ben kötü bir çocuğum; çünkü kardeşimi kıskanıyorum.” şeklinde bir kanaat geliştirecektir. Kendisini kötü hisseden bir çocuk, kardeşini iyi davranmayı düşünmeyecek, ona karşı düşmanca duygular besleyecektir.

PEKİ KARDEŞİNİ KISKANMAYAN ÇOCUK VAR MIDIR?
Kardeşini kıskanmayan çocuk yoktur. Eğer bu gerçekliği bilirsek, kardeş kıskançlığını önlemek için göstereceğimiz tüm çabaların boşa gideceğini ve kıskançlığı körüklemekten başka bir işe yaramayacağını da anlamış oluruz. Annenin hamile olduğunu fark ettiği veya bir kardeşinin doğacağını duyduğu andan itibaren çocuğun içinde kıskançlık tohumları filizlenmeye başlar. Doğum yaklaştıkça annenin yükü artar, yorgunluk ve halsizlik belirtileri baş gösterir. Çocuğunu kucağına alamaz, eskisi kadar ona zaman ayıramaz. Bebek için iç çamaşırı, kundak, elbise ve yatak takımı gibi ihtiyaçlar satın almakta, hazırlıklar devam etmektedir. Bütün bu gelişmeler ve kendine gösterilen ilginin azalması çocuğu derinden sarsar. Kafası sormaya korktuğu sorularla ve şüphelerle doğar. Annesinin sevgisini denemek için olmadık isteklerde bulunur, huysuzlaşır, mızmızlanır, ağlar. Bu sınamalar karşısında anne memnuniyetsizlik gösterdikçe çocuğun huzursuzluğu artar. Asıl fırtına ise, anne kucağında bir bebekle dönünce kopar. Bazı anne-babalar çocuğun doğacak kardeşine karşı kıskançlığını en aza indirmek için aşırı bir ilgi ve sevgi gösterisine girer. “Sen her zaman bizim biricik çocuğumuz olarak kalacaksın, sana olan sevgimiz hiçbir zaman azalmayacak” derler. Yeni hediyeler alırlar, ayrı odada yatıyor ise kendi yatak odalarına alır, aralarında yatırırlar. Bütün bu çabalara gerek yoktur, çünkü bunlar çocuğun şüphelerini artırır.

KARDEŞLER ARASINDAKİ YAŞ FARKININ KISKANÇLIĞA ETKİSİ VAR MIDIR?
Kıskançlık derecesinde rol oynayan bir başka etken de kardeşler arasındaki yaş farkıdır. Yaş farkı az olan kardeşlerde kıskançlığın görülme sıklığı, yaş farkı fazla olanlara oranla biraz daha yüksektir.
Dışarıdan insanlar ve akrabalar da bazı olumsuz düşüncelerin doğmasına neden olabilirler. Kendisinden büyük bir kız kardeşi olan çocuğa saçlarının neden ablası gibi kıvırcık olmadığını sormak, ablaya da kardeşinin boyunun onu yakaladığını ve yakında onu geçebileceğini söylemek hem gereksiz hem de olumsuz etkileri olan yaklaşımlardır. Çocukların birbirleriyle rekabete girmelerini, kızgınlık duymalarını sağlayabilir.

KARDEŞLER ARASINDAKİ SÜRTÜŞMELER SEBEPLERİNE GÖRE ÜÇ GRUPTA TOPLANIR:
1-) Ana-Baba Tutumunun Yol Açacağı Gereksiz Kardeş Sürtüşmeleri
Anne-babanın kişisel özellikleri ve aralarındaki ilişkinin kardeş sürtüşmelerini azaltma ya da artırma yönünde etkisi vardır. Anne ve baba kendi önceliklerinden vazgeçmede fazla istekli değilse iki kardeş olduğunda, bu iki kardeşe verecekleri ilgi ve zamanın dozu azalır. Anne-babanın ikili ilişkisi, anne-çocuk ve baba-çocuk ilişkisi ile eşit oranda tutulduğu taktirde ilginin bölünmesi durumuyla karşı karşıya kalırız ki bu da bazen tarafların hiçbirinin aldığı ilgiden memnun kalmayıp daha fazlasını talep etmesi ile sonuçlanabilir. Birinci çocuk, anneden ikinci çocuk kadar ilgi istemeye başlayabilir. Bu arada baba da anneden yeterli ilgi almadığını, ihmal edildiğini düşünmeye başlarsa, bir de bu anne bir süre sonra işine dönmek zorunda olan, çalışan bir anneyse baskı hissetmesi normaldir. Zaten bu tip kardeş çatışması durumlarında en çok zarara uğrayanlar genelde annelerdir. Eğer anne ve babada çocuklara daha fazla yönelme durumu varsa, bazen geçici olarak çocukların sorumluluklarının bölüşülmesi (örneğin anne küçük çocuğun zorunlu ihtiyaçlarıyla ilgilenirken, baba da büyük çocuğa ilgi gösterebilir.) sorunu hafifletebilir.
2-) Çocukların Bireysel Özellikleri, Karakter ve Yapı Özelliklerinin Yol Açabileceği Kardeş Çekişmeleri
3 yaşındaki bir çocuğa gösterilmesi gereken ilgiyle, 13 yaşındaki çocuğun ihtiyaç duyduğu ilgi eşit değildir. Dolayısıyla çocuklarımıza gösterilmesi gereken ilgi bir eşitlik ölçüsüyle değil de, denklik ölçüsüyle değerlendirilmelidir. Çocuklarının bireysel özelliklerini, ihtiyaçlarını iyi görebilen ve değerlendirebilen anne-babalar, kardeşler arasındaki çekişmelerin çatışmaya dönüşmesini de engelleyebilirler. Anne ve babanın çocuklarının her birinin neye ne kadar ihtiyacı olduğunu iyi anlaması ve ikisine de ihtiyaçlarının miktarı doğrultusunda yaklaşması çatışmayı azaltır ya da engeller.
3-) Psikolojik Olmayan Diğer Faktörlerin (yaş farkı, cinsiyet farkı gibi) Yol Açacağı Sürtüşmeler

Birbirine çok yakın aralarla doğmuş olan iki kardeşin çatışma ihtimali, uzun aralarla doğmuş olanlara göre daha yüksektir. Bunun sebebi her iki çocuğun da ihtiyaçlarının yoğunluğunun birbirine yakın olmasıdır. Kardeşler arası çekişmelerin fazla yaşanmaması için ideal olan hamilelikler arasında 2-3 yıllık bir süre bırakılmasıdır.
İki çocuğun aynı veya farklı cinsten olması yaş gruplarına göre önem arzeder. Küçük yaşlarda kardeşlerin farklı cinsiyette olması önemli bir unsur değilken, bebeklikten çıktıkça ve yaş büyüdükçe bu cinsiyet farklılığı önem kazanır. Aynı cinsiyetten olan çocuklar arasında rekabetin daha fazla olacağı görüşü yaygın olsa da, farklı cinsiyetler arasında çatışmanın daha fazla olduğu yolunda sonuçlar vardır.
Kardeşler arasındaki yaş farkının 5-7’ yi aşması da kuşak farklılığına neden olabilir. Bu sefer de çatışmadan ziyade ezme ve yönetme ilişkisi işin içine girer.

ÇOCUKLAR NEDEN KISKANIRLAR?
•Doğal bir duygu olan kıskançlık, sevilen kişinin bir başkasıyla paylaşılamamasından ve temelde güvensizlikten kaynaklanır. O ana kadar kendine yöneltilen ilgi ve dikkatin kardeşine yöneltilmesinde doğan rahatsızlık en temel nedendir. Kardeşin doğmasıyla birlikte ona ayrılan zamanın azalması çocukta, bebeğe karşı gibi görünen ama aslında ana babaya karşı olan kızgınlık, kırgınlık gibi duyguların gelişmesine neden olabilir. Çocuk kendini terk edilmiş, güvensiz ve desteksiz hissetmeye başlar.
•Kıskançlık derecesinde rol oynayan bir başka etken de kardeşler arasındaki yaş farkıdır. Yaş farkı az olan kardeşlerde kıskançlığın görülme sıklığı, yaş farkı fazla olanlara oranla biraz daha yüksektir.
•Cinsiyete göre de bazı farklılıklar yaşanabilir; çocuk kız ve doğan kardeş erkek ise, ana-babanın kendi cinsiyetinden hoşnut olmadığını düşünebilir. Ailelerin cinsiyete ilişkin tercihi varsa ve bunu yansıtıyorlarsa, cinsiyete göre kıskançlık yaşanması kaçınılmaz hale gelir.
•Bazı çocuklar mizaçlarından dolayı daha kıskançtırlar.

ÇOCUKLAR KARDEŞLERİNİ KISKANDIKLARINDA NASIL DAVRANIRLAR?
•Kardeş kıskançlığı; kendine acıma, üzüntü, küçük düşme korkusu, can sıkıntısı, öfke, nefret ve intikam alma düşüncelerinin yanı sıra sevgi, koruma ve yakınlık hissetme isteği gibi karışık duyguların bir bileşiminden oluşmaktadır. Bu duyguların en etkili olanları öfke, kendine acıma ve üzüntü duygularıdır.
•Çocuk o güne kadar evde kendisi ilgi ve sevgi odağıyken birden ikinci plana itilmiş gibidir. Artık anne babasının ve diğer yakınlarının sevgi ve ilgisini kardeşiyle paylaşmak durumundadır. Sevilmediği düşüncesiyle anneden tamamen uzaklaşır; içe kapanır, yemek yememeye ve zayıflamaya başlayabilir, sessizleşebilir.
•Kabus gördüklerini, çişlerinin geldiğini bahane ederek ilgiyi kendi üzerlerine çekmeye çalışırlar. Altını ıslatma, parmak emme, bebeksi konuşma gibi davranışlarla önceki gelişim evresine gerileme görülebilir. Anne babasından daha önce istemediği şeyleri isteyebilir. “Benim de altımı bağlayın, ayağınızda sallayın, bana annem yedirsin…” gibi
•Hem gün içinde hem de geceleri aşırı sinirli olurlar. Huzursuz bir görünümleri vardır, sakinleşmekte zorlanır ve kimi zaman çevrelerindeki insanlara öfkeli davranabilirler. Kendilerine ya da eşyalarına yönelik saldırgan davranışlarda bulunabilirler. Çevrelerindeki insanlara vurarak, tekme atarak hırsını ve öfkesini boşaltmaya çalışabilir.
•Uyku düzeni bozulabilir. Uyku saatlerine itiraz edebilir. Anne ve babayla uyumak isteyebilir.
•Evden ayrılmayı reddetmekle birlikte (Örneğin; okula gitmek istememe); fiziksel bir rahatsızlığı olmadığı halde baş ağrısı, mide bulantısı gibi psikosomatik belirtiler, huzursuzluk, isteksizlik ve diğer stres belirtileri sık sık gözlenebilir.
•Yeni bir kardeşin doğumu çocukta ilgi ve koruyuculuk, sıkıntı ve kıskançlık gibi çelişkili duygular yaşanmasına neden olur. Artık eskisi kadar sevilmeyeceği korkusu daha anne hamileyken başlayabilir. Son aylarda annenin yorgun, isteksiz ve yeni gelecek kardeşin hazırlıkları ile uğraşıyor olması çocuğun huysuzlaşıp, anneden ayrılmak istememesine neden olabilir.
•Çocuk sık sık kardeşine olan öfkesini dile getirebilir. Bazı çocuklar kıskançlık duygularını açıkça ortaya koyarak kardeşine vurma, onun oyuncağını kırma, “Ondan nefret ediyorum.” deme gibi davranışlar gösterirken bazıları da bu duygularını bastırır ve aşırı sevgi gösterirler. Bu davranışın altında çoğu zaman ana-babanın sevgisini kaybetme, tepki gösterme korkusu yatar.
•Yeni doğan kardeşinin canını yakabilir ve zarar verebilir. Isırmak, çimdiklemek, itmek, kucağından düşürmek… gibi.
•Annesinin yeni doğan bebekle ilgilenmesini engellemek için elinden geleni yapabilir.
•Çocuk eve yeni gelen kardeşiyle hiç ilgilenmeyebilir. Sanki evde hiç kardeşi yokmuş gibi davranabilir.
•Anne babaya sık sık onu sevip sevmediklerini sorma ve sevgilerinden bir türlü emin olmama yaşanabilir. Anne ve babasına “Artık beni sevmiyorsunuz, onu daha çok seviyorsunuz.” gibi isyanlarda bulunabilir.
•Çocuk büyüdükçe kardeşiyle alay etmek, onunla oyun oynamamak, oyuncaklarını paylaşmamak, her fırsatta kavga çıkarmak, yalana başvurmak gibi davranışlarla da kıskançlığını gösterebilir.
!!! Çocuğunuzda gördüğünüz bu davranışlar aslında kardeşine zarar verme isteği değildir. Sadece içinde hissettiği kardeş kıskançlığıyla baş etme çabasıdır. Bu çaba içindeki çocuğa anne ve babanın olumlu yaklaşımı, kardeş kıskançlığının etkilerini azaltmada çok önemlidir.

İLK ÇOCUĞU YENİ BİR KARDEŞİ OLACAĞI FİKRİNE ALIŞTIRMAK İÇİN NELER YAPILABİLİR?
1. “Senin çocuk olduğunu unutmayacağız.” garantisini davranışlarımızla vermemiz faydalı olur. Kardeşi doğmadan önce ona anlayabileceği bir dilde aileye yeni bir üyenin geleceği, evdeki ortamın her zamankinden daha heyecanlı ve karışık olabileceği, örneğin eve sık sık misafirlerin gelip gideceği, annenin hem yorgun hem de bebekle daha çok vakit geçirmek zorunda kalacağı, çünkü küçük bir bebeğin gereksinimleri olduğu ama aynı şeylerin o doğduğunda da yaşandığı ve her şeyin zamanla tekrar düzene gireceği anlatılabilir. Böylece çocuk psikolojik olarak daha hazırlıklı olacaktır.
2. Öncelikle rahat olmaya gayret edin. Çocuklar etraflarındaki yetişkinlerin davranışlarından etkilenirler. Büyük çocuğunuzun kardeşine nasıl tepki göstereceği konusunda endişeliyseniz çocuğunuz da gergin olacaktır.
3. Çocuğa somutlaştıramayacağı şeyler söylemeyin. “Sakın endişelenme, seni de bebek kadar seveceğiz.” cümlesi iyi niyetli olsa da çocuğun anne babanın sevgisi için kardeşle yarışmasına yol açar.
4. Hamilelik döneminde babası ya da başka bir aile üyesi büyük çocuğun bakımıyla ilgili yemek yedirme, banyo yaptırma, uyutma gibi işlere başlayabilir. Böylece anne hastanedeyken ya da bebekle meşgulken çocuk kendini ihmal edilmiş hissetmez ve yaşantısının değiştiği fikrine kapılmaz.
5. Anne-babanın aralarında işbölümü yapması, anne yeni bebekle ilgilenirken, babanın diğer çocukla ilgilenmesi, çocuğun kendisiyle de ilgilenildiğini hissetmesini sağlar.
6. Anne baba, çocuğa “Kardeşin doğdu ama senin dünyanda değişen bir şey yok. Sana olan sevgimizde bir azalma yok.” mesajını sadece sözcüklerle değil davranışlarla da iletmelidir. Bu da ancak çocuğa zaman ayırmaya devam ederek, onunla konuşarak, onunla ortak faaliyetlere girerek ve ona sorumluluk vererek olur
7. Kıskanan çocukla mümkün olduğunca nitelikli zaman geçirilmeye çalışılmalı, daha önce yapmaktan hoşlandığı alışkanlıklarını gerçekleştirmesine olanak verilmelidir.
8. Yeni doğan bebeğe aşırı sevgi gösterisinde bulunmak yerine, var olan sevgiyi ilk andan itibaren paylaştırabilmeyi hedeflemek daha doğru olacaktır. Bebeğe sevgi gösterdikten hemen sonra panik içinde çocuğa da aynı şeyi yapmaya çalışmak, doğallığın kaybolmasına neden olacaktır.

FAKAT BİZLERİN DIŞINDA OLAN YANİ DIŞARIDAN İNSANLAR VAR. BU İNSANLARIN ÇOCUKLAR ÜZERİNDE OLUMSUZ ETKİLERİ OLABİLİYOR. NELER YAPMALIYIZ?
En iyi niyetli misafirler bile sadece bebekle ilgilenip büyük çocuğu unutma eğilimi içindedirler. Yakınların yalnızca bebekle ilgilenmemelerini, büyük çocuğa da alışık olduğu tarzda ilgi ve sevgi göstermelerini söylemek, “Kardeşin doğunca senin pabucun dama atıldı” gibi sözler söylememeleri konusunda uyarmak işe yarayacaktır. Eve yeni bebeği görmek üzere konuklar geldiği zamanlarda, büyük kardeşle özellikle ilgilenin. Bebeğe getirilen hediyeleri onun açmasına, konuklara bebek odasını gezdirmesine izin verin.

Bebek için söylenen “Ne kadar yaramaz, sürekli ağlıyor ve beni yoruyor. Oysa ben seni daha çok seviyorum.” gibi bir cümle çocuk tarafından inandırıcı bulunmayıp, çocuğun size olan güvenini zedeleyecektir.

ANNE BABA OLARAK NELER YAPABİLİRSİNİZ?
Bebeğe sürekli “bebek” demek yerine doğrudan adını söylemeye başlamak canlı bir varlık olduğunu anımsatacaktır.
Bebeğe “benim” değil “bizim” diye hitap etmek çok yerinde olur.
“Sessiz ol, kardeşin uyuyor!” gibi sözlerle çocuğun yaşantısını bebeğe göre ayarlamak kıskançlığı tırmandıracaktır.
Aşırı kaygı içeren tavırlarla çocuğu bebekten uzaklaştırmaya çalışmak, yapılabilecek en büyük hatalardan biri olacaktır.
Kıskanmasın diye çocuğa aşırı hoşgörü göstermek durumu kötüleştirecektir. Örneğin; önceden yalnız yatan çocuğun, anne babasıyla yatmasına izin verilmemelidir. Çocuğa kıskanmasın diye gösterilen aşırı ilgi, bu sefer de kardeşinin onu kıskanmasına neden olabilir.
Bebeğe zarar vermesine izin verilmeyeceği kesin bir dille anlatılmalıdır.
Kardeşe yönelik olumsuz duyguları reddedip önemsememek yerine, onları kabul edip tanımaya çalışın; “Bebeğe bu kadar zaman ayırmam pek hoşuna gitmiyor.” diyerek duygularını ifade etmesini sağlayabilirsiniz.
Kardeşler arasındaki karşılaştırmalardan kaçının. Ancak çocuğun da bir zamanlar küçük bir bebek olduğu, aynı bakım ve özenin kendisine de gösterildiği çocuğa anlatılabilir.
Kardeşiyle ilgili karışık duyguları olan çocukların konu edildiği öyküler anlatmak, anne ya da babanın kendi kardeşiyle ilgili ilk hislerini paylaşması, çocuğun duygularını anlaması ve ifade etmesinde fayda sağlayabilir.
Kardeşini sevmek zorunda olduğu söylenmemeli, “Sen artık ablasın!” diyerek, yaşının üzerinde olgunluk bekleyip onun da hala çocuk olduğu unutulmamalıdır.
Bebeğin gelişiyle birlikte 4-5 yaşlarındaki çocuğu anaokuluna göndermek doğru değildir. Bu durum kardeş kıskançlığını körüklediği gibi çocukta okul sendromunun gelişmesine ve çocuğun içine kapanık ya da saldırgan olmasına yol açabilir.
Ailenin bütün olduğu duygusu herkes tarafından hissedilmelidir. Bunun için bütün ailenin birlikte yapabileceği gezinti, piknik, alışveriş, film izleme gibi etkinliklere yer verilmelidir.
Anne-baba mümkün olan her fırsatta çocukla birebir iletişime geçerse, birlikte ortak faaliyetlerde bulunurlarsa, çocuğa kardeşiyle ve evle ilgili küçük sorumluluklar verilirse çocuk kendini hala güvende ve hala sevilen, önem verilen bir kişi olarak hissedecektir.

ÖNEMLİ NOT: Çocuk kardeşinin canını yaktıysa, görünüşte çok kötü olan bu davranışın gerçekte bebeğe zarar vermek için değil; bir parça düşmanlık içeren bir incelemeden başka bir şey olmadığını bilin. Burada önemli olan aşırı tepki göstermemek, kibarca tepki verip, sinirlenmeden ( yoksa sizi sinirlendirmek için bu davranışı tekrarlayabilir ) uyarıda bulunmaktır. Çocuk mesajı alsa da almasa da iki kardeşi yalnız bırakmamak doğru olacaktır. ( Beş yaşına gelene kadar çocuklar zarar verip vermediklerini kavrayamazlar ).

BEBEKLE İLGİLİ İŞLERDE DİĞER ÇOCUKTAN YARDIM İSTEMEK DOĞRU MUDUR?
Ψ Bebekle ilgili işlerde çocuktan yardım istenebilir. Örneğin, bebeğe isim seçme, biberonunun soğutulması, oyuncak ya da giysi seçimi, bebek odasının düzenlenmesi gibi konularda büyük çocuğun katılımı sağlanabilir. İlgi göstermiyorsa yardımcınız olmaya zorlamayın; yarım ederse mutlu olacağınızı söyleyin ama ısrar etmeyin. Fazla sorumluluk yüklemeyin, uzun süre ikisini yalnız bırakmayın. Kardeşinin giyebileceği, ona küçük gelen giysileri ve oynayabileceği oyuncakları beraber ayırmak işe yarayabilir, fakat vermek istemediği şeyler konusunda zorlanmamalıdır. Kendisine ait sevdiği bir şeyin kardeşine verilmesi çocuğu üzebilir ve kıskançlığını arttırabilir

ÇOCUKLARA EŞİT DAVRANMAK HAKSIZLIK OLUR!!! ADİL DAVRANMALIYIZ

Sevginizin eşit olduğunu göstermek yerine; her çocuğa, birbirinden ayrı olarak, sadece kendisine özel bir sevgi duyulduğunu göstermek daha doğru olacaktır.

Eşit zaman ayırmaya çalışmak yerine, her çocuğa kendi gereksinimine göre zaman ayırmak gerekir. Bebeğin henüz kendi ihtiyaçlarını karşılayamayacak kadar küçük olduğu, dolayısıyla daha çok ilgiye ihtiyacı olduğu belirtilmelidir.

Hediye olsun, kucaklama olsun, çocuklarımıza vereceğimiz şeyin eşitlik açısından değerlendirilmesi gerekmez. Sadece Ece’ ye ayakları büyüdü, yeni spor ayakkabısı alınıyor diye; Ebru’ ya da yeni bir çift alınması gerekmez. Her çocuğun o anki gereksinimlerine göre hareket edin ve hediyeleri çocuğun kardeşine ne alındığına göre değil, özel ilgi alanlarına göre seçin.

Her çocuğunuzla yalnız olarak ilgilenebileceğiniz zamanlar ayarlayın. Çocuklar dikkatiniz için her zaman rekabet etmek zorunda kalmazlarsa, kendilerini başka şeyler için de rekabet etmek zorunda hissetmezler. Bu sayede çocuk statü kaybına uğramadığını fark ederek özgüvenini yitirmeyecektir.

Daha büyük olan çocuğun özel yaşamını koruyun. Her aile bireyinin bazı zamanlarda yalnız kalmaya ihtiyacı vardır. Küçük kardeşinin uyuduğu veya siz ya da bir aile bireyi tarafından oyalandığı bir sırada, daha büyük olan çocuğun her gün belirli bir süre yalnız başına vakit geçirebilmesi, onu daha anlayışlı yapar.

Daha büyük olan çocuğun eşyalarını koruyun. Güvene ihtiyacı vardır

Çocuklarınızın her birinin yaşına uygun etkinlikler ve oyunlar bulmasına yardımcı olun. Böylece oyuna ayak uyduramayan çocuğun diğerlerini kıskanmasına ve oyunu engellemesini önlemiş olursunuz

Çocuklarınızı hiçbir konuda birbiriyle kıyaslamayın. Çocuklarımızın doğru şekilde davranmalarını sağlamak amacıyla “Kardeşin ne kadar uslu, sen neden öyle değilsin” demek, sadece aralarında bir ayrışmaya, rekabete ve belki de düşmanlığa bile yol açar.

KİMSE MÜKEMMEL DEĞİLDİR!
Mükemmel bir anne-baba olmaya çalışmayın. Mükemmel insan olmadığı gibi, mükemmel bir anne baba da yoktur. Mükemmel olmaya çalışan insan, yaptığı iyi şeylerden çok, yaptığı hataları görme ve bunlardan pişmanlık duyma eğilimindedir. Çocuğuna kızgınlıkla cevap veren ve sonra pişman olan çok anne baba vardır. Biraz önce ceza verdiği çocuğunu yanına çağırarak sever, bağrına basar. Bu ikilem karşısında kalan çocuk neyin doğru neyin yanlış olduğunu öğrenemez.

SON OLARAK…
Her şeyden önemlisi çocukların anne ve babalarıyla sağlıklı ve pozitif bir iletişim kurmalarıdır. Anne baba olarak yapılması gereken, çocuğa kıskanç olmamayı öğretmek değil, bu duygusunu nasıl ifade edebileceğini öğretmektir. Anne babalar saygı, sevgi ve sorun çözme konularında çocuklarına örnek oldukları sürece, kardeşlik ilişkileri sağlıklı olarak gelişir.

Comments are closed.