Makaleler

OKUL OLGUNLUĞU NASIL ANLAŞILIR?

ÇOCUĞUN YAŞAMINDA OKUL

Okul toplumsallaşma sürecinin ilk temel toplumsal kurumudur. Bir sosyal kurum olan okulun, sosyalleştirme süreci içinde iki önemli işlevi vardır. Bunlardan ilki kendi başına öğrenme tiplerini gerçekleştirme sorumluluğu, ikincisi ise diğer sosyal kurumların boşluğunu doldurma görevidir. Okulun birinci işlevi herkesçe biline öğretim görevini içerir. İkinci işlevi ise daha farklı bir boyutu içerir. Aile, arkadaş çevresi çocuğa öteki bireylerle çalışma ve oynama kazandırırken  okul bir toplumsal kurum olarak  bu alışkanlığı sürdürür.

OKULA HAZIR OLMAK NE DEMEKTİR

Okuma öğreniminin iki yönü vardır. Tek tek harfleri tanıma, gruplaşmış harfleri tanıma. İlki 3-4 yaşında küpler, resimler aracılığıyla başarılabilir. İkincisinde  harfler birleştirmek anlamını kavramak söz konusudur. Bunun için daha fazla zihinsel olgunluk gerekir ki bu da belirli bir süre ister. Çünkü “ yazılı sembollerden anlam çıkarma” olarak biline okuma oldukça karmaşık bir olgudur. Kısaca harfleri tanıma ve gerçek okuma arasında kalan zaman içindeki gelişim, çocuğu okul için olgunlaştırır.

Okula başlama zihinsel, bedensel, duygusal ve sosyal açıdan bir “hazır oluşu” gerektirir

  • Fizyolojik gelişimi ile; ; tüm yönleri ile büyüme gelişme, normal ve fiziksel büyüme dikkate alınır,
  • Sosyal gelişimi ile; diğer insanlar ile başarılı ilişkiler kurabilme dikkate alınır,
  • Duygusal gelişim ile; çevresi ile bağımsız bir şekilde ilişki kurabilme yeteneği dikkate alınır,
  • Zihinsel gelişim ile; günlük yaşantılardan bilgi ve anlayış kazanma becerisi dikkate alınır,
  • Dil gelişimi ile; başkaları ile rahatça iletişim kurabilme becerisi dikkate alınarak hazıroluşluğu incelenir.

Çocuğunuzun bu gelişim alanları ile ilgili sağlıklı geri bildirimler alabilmek için “Metropolitan Okul Olgunluğu Testi” uygulanmalıdır. Bu test okula hazırlık, verilen yönergeyi anlama ve uygulamayı başarma davranışlarını ölçmektedir.  Metropolitan Readiness Testi okula başlayanların 1.sınıf yönergelerini anlamaya hazırlıklı olmalarını sağlayacak olan özelliklerini ve başarılarını ölçmek üzere hazırlanmıştır. Test 5-6 yaş aralığındaki çocuklara uygulanır. Ortalama yarım saatte uygulanır. Toplam 100 madde ve 6 alt testten oluşur.

Evde Takıntılı Biri Mi Var?

EVDE TAKINTILI BİRİ Mİ VAR?

Obsesif kompulsif bozukluk (OKB) yalnızca el yıkamak değildir. Çocuğunuzun beyninde takıntılara yol açan, korkutan,  sıkıntı veren düşünce ve zorlamalarla ilgilidir.  Zarardan koruduğu düşünülen  törensel davranışlarla ilgilidir.  Çocuğunuza “tam olmadı” hissini veren şeylerle ilgilidir.  Sorularla, sonu olmayan sorularla ilgilidir: güvenlikle ilgili sorular, kesinlikle ilgili sorular, çıldırtan sorular, kalbinize kıran sorular…

Kurumumuzda sunulan hizmet; çocuklara (ve yetişkinlere) (OKB)  ile ilgili düşünce ve zorlantılarını  etkisiz kılmak amacıyla geliştirilen törensel davranışları sergilemeden onlarla yaşamasını öğretmektir. Kontrol etme, sorma, tekrarlama, yeniden yapma törensel davranışlardandır.  İki adımda çocukların OKB’ye duyarlılıkları azalır: 1- törensel davranışların yapılmaması ile, 2- sıkıntı hissi azalana kadar eşlik eden gerginliğin üstesinden gelmek ile.  Bu süreçte alıştırma ve tepki engelleme ile adım adım OKB’nin gücü azaltılmaktadır.

Böylelikle siz ve çocuğunuz OKB’nin, çocuğunuzu yabancı bir ülkede rehin tutan bir büyücü  gibi olduğunu öğreneceksiniz. Elbette çocuğunuza yalnızca korkulacak bir şey olmadığını söylemek yeterli olmayacak. Çocuğunuz bunu kendisi de denemek istemeli. Çocuğunuzun  denemesini kolaylaştırmak için profesyonel destek hizmeti sunmaktayız. Bu yardım çocuğunuzun tekrar eve geri dönebilmesi için çocuğunuza güç verecektir.

 

Uzman Pedegog Size Nasıl Yardım Eder?

UZMAN PEDAGOG SİZE NASIL YARDIM EDER?

Hayatımız bir denge ve dengesizlik durumundan ibarettir. Büyürüz, gelişiriz, değişiriz. Sürekli ama sürekli farklılaşırız. Bu süreçte yaşamımızdaki kişiler, olaylar, durumlar, krizler, çatışmalar, güzellikler değişir ve farklılaşır. Yaşam  bu denli değişim ve devinim içerisindeyken yetişkinler olarak bizlerin en canlı hatıraları çocukluk yıllarımıza ait olanlardır. Çünkü ilk deneyim, ilk heyecan, ilk hata, ilk ceza, ilk kötü söz, ilk mutluluk, ilk paylaşım ve dahasını sıralayabileceğimiz binlerce “ilk” çocukken yaşadığımız anılarda saklıdır. Ve yaşanılan iyi ve kötü her neyse asla unutulmaz.

Yetişkin bireylerin kişilik yapılarının şekillendiği çocukluk yıllarında onları yetiştiren, ilgilenen anne-babaların, ebeveynlerin, akrabaların ya da bu rolü üstlenmiş herhangi bir yabancının katkısı inanılmazdır. İnsanoğlu yaradılışı gereği iyiyi ve kötüyü içinde barındırır. Fakat hangisinin güçleneceği konusunda etrafındaki yetişkinlerin tutum ve davranışlarının  etkisi büyüktür. Onlarla  geçirilen çocukluğun bu yüzden geleceğin yetişkinlerine yapılan bir yatırım olduğu gerçeği unutulmamalıdır.

Artan teknolojik faaliyetlerin çokluğu çocukları teknoloji bağımlısına dönüştürmüştür. Apartmanlara hapsolmuş köken ailelerden bağımsız bireysel merkezli ailelerde yetişen çocuklardan ailelerin serzenişlerini duymaktayım. İşte bu noktada toplum olarak pedagojik uzmana ve bilgiye ne kadar fazla ihtiyaç duyulduğunu fark ediyorum.

Öncelikli olarak çocuğun doğası gereği ilgiye  ve sevgiye muhtaç, enerjik, hareketli, meraklı, keşfe hazır bireyler olduğunu kabul  etmek gerek. Çocukların davranışlarının biz yetişkinlere mesajları vardır. Bunun içinde dolaylı yolları seçerler biz yetişkinleri taklit ederek. Mesela; kocanıza gün boyu ne kadar yorulduğunuzu söylerken aslında yardıma ihtiyacınız olduğu mesajını gönderirsiniz. Ya da sürekli çocuklarıyla meşgul olan karınıza ‘senin hayatın çocukların olmuş’ derken size hiç zaman ayırmamasından dertlenirsiniz aslında.  Açık iletişim kurmamak, beklentileri ve istekleri doğrudan ifade etmemek aslında çatışma tohumları eker kişilerarası ilişkilere. Bu yüzden umulmadık küçük  konulardan dev tartışma gündemleri açığa çıkar. Çocuklar da bu yöntemleri örnek alırlar kendilerini ifade ederken benzer iletişim kalıplarını kullanırlar. Toplumun, ailenin yönlendirmesiyle ya da bireyin kendi tercihiyle olsun fark etmez. Dolaylı  iletişim kurmak  sorunun keşfini ve çözüm arayışını zora sokar.

Bunun gibi  aslında çocuklarımızın da davranışsal problemlerinin kökenine bakıp öncelikli olarak fizyolojik bir temeli olup olmadığı araştırılmalıdır. Sonrasında psikolojik kökeniyle çalışılmalıdır. Bir çocuğun yemek yeme problemi varsa yemek istemeyip sağa sola dökmeyi tercih ediyorsa sizinle daha fazla kaliteli zaman geçirip oynamaya ihtiyacı olabilir. Sürekli mız mız ağlamaklı bir çocuk sizi hiç kendi halinize bırakmıyor bir bardak çayı dahi sıcak içemiyorsanız  çocuğunuzun bağlanma problemi olabilir. Sağlıklı bir güven ilişkisi kurmamış olabilirsiniz.

Çocuğunuzun davranış problemi ne olursa olsun, öncelikle anne baba olan siz yetişkinlere ne mesajı olduğunu düşünmek önemlidir. Sonrasında ise neden ihtiyaçlarını ifade etmek için  böyle bir yol tercih etti  bunu düşünmeliyiz. Çocuklarımız her şeyden önce bir bireydirler. Onların da duyguları, düşünceleri vardır. Çocuğunuzun davranış problemlerine yönelik çözüm için ilk farkındalık bu problemin çocuğun gözünden nasıl göründüğünü anlayabilmektir. Onun ne gördüğünü duyduğumuzda bu bizim çözümümüz için kazandığımız ilk anahtar olacaktır.

 

Uzman pedagog; Çocuğunuzun ne gördüğünü, siz anne-babaların  neleri anladığını yeniden gözden geçirmenize yardım ederek sağlıklı ve fonksiyonel aile yapısının güçlenmesine katkı sağlar. Bunu nasıl mı yapar? Cevap için sizleri Hayat Psikolojik Danışmanlık’ta beklerim 🙂

 

Tepesi Atan Çocuğunuz mu Var?

TEPESİ ATAN ÇOCUĞUNUZ MU VAR?

Gökyüzünde yağan yağmurla birlikte gürleyen şimşekler evimizin sıcacık odasından pencerenin arkasından muazzam görünür ve çok beğeniriz.  Şimşeklerin görüntüsünden sonraki gök gürültüsü  nefesimizi tutup bir sonrakini, ondan sonrakini ve daha sonrakini beklememize sebep olur.  Gözlerimizi heyecanla karanlığa diker, izleriz.  Gökyüzünde çakan şimşekleri evimizin salonundan izlemekte bir sakınca yoktur. Fakat bu şimşekler odamızın ortasına düşse; tabi ki tepkimiz daha farklı olacaktır. Öfke sorunu olan çocukların ebeveynlerinin tam da başına gelen budur.

Bu yazıyı okuyorsanız  büyük olasılıkla öfkesinden kaygı duyduğunuz çocuğa sevgi besliyorsunuz. Belki de çocuğunuz en ufak bir kışkırtılma yüzünden parlayıp kolayca öfkeleniyor.  Belki de çocuğunuz agresif, yumruklarıyla veya sözleriyle saldırıyor. Ya da çocuğunuzun yıllar sonra hala aksiliklerle başa çıkamaz, kötü durumları daha da beter hale getirmiş, ailesini ve arkadaşlarını kendinden uzaklaştırmış halini  gözünüzün önüne getiriyorsunuz. Kaygılarınız gayet anlaşılır. Fakat sigortaları çabuk atan çocukların bu sorunu mucizevi şekilde aşmaları pek mümkün değildir.  Genetik yapı, fıtrat ve eğitim faktörlerinin birleşimi  belli davranışların yerleşmesine ve yaşam boyu sürecek bir öfke patlaması modelinin gelişmesine yardımcı olur.  Kimse çocuğunun böyle olmasını istemez. Peki bu durumla baş etmek için  doğru yol öfke duygusunu ortadan kaldırmak mı? Elbette hayır çünkü öfke doğal, normal  ve sağlıklı bir duygudur.  Fazla hoşa gitmese de bedenimizin bizi sorunlara karşı uyarma biçimidir.  Ancak bildiğiniz gibi oldukça büyük bir dezavantaj taşır. Öfke göz açıp kapayıncaya kadar kısa sürede kontrolden çıkarak büyüyebilir.  Yanlış yerlere yönelebilir, üzücü şekillerde ifade edilebilir. Dolayısıyla çocuklarımıza öfkelenmemelerini değil, onlara öfkelerini denetlemeyi  ve onu (yıkıcı değil) yapıcı yönde kullanmayı öğrenmelerine yardımcı olmak isteriz.

Çocuklar (ve yetişkinler) öfkeyi kontrol altına almak için bir dizi beceri edinebilirler: sakinleşmek,  soğukkanlılıkla düşünmek, sorunu çözmek ve sonunda yola devam etmek.  Çocuklara bu becerileri öğretmek son derece önemlidir, ne de olsa kendine hakim olmayı bilen çocuklar arkadaşları tarafından daha çabuk benimsenir, derslerinde daha başarılı olurlar ve onlarla yaşamak daha kolay olur; belki de en önemlisi daha mutlu kişiler olurlar. Siz de mutlu olursunuz.

“Tepesi Atan Çocuğunuzun”  çakan şimşeklerinin dışarıya, ait olduğu gökyüzüne gönderebilmeniz  için profesyonel yardım almaktan çekinmeyin.

Çocuk Ergen Danışmanlığı

Çocuk Ergen Danışmanlığı

Anne karnından itibaren başlayan hayat yolculuğumuz çocukluk ve ergenlik çağıyla devam ederek yaşlılığa doğru ilerlemektedir. Çocuk psikolojisi ergenliğe kadar olan süreci kapsamaktadır. Çocukların gelişimi esnasında onlarla olan iletişim hassas bir evreye sahiptir. Çocukların belli yaş aralıklarında nesneleri algılama, komutları yerine getirme, konuşma ve öğrenme gibi eğilimleri oldukça hızlı gelişmektedir.

Çocuk danışmanlığı, kendilerine has bakış açıları ile dünyayı bizlerden farklı bir biçimde okuyan çocukların, zaman zaman yaşanan ani değişiklikler nedeni ile baş etmekte güçlük çektiği sıkıntıları gidermeyi hedeflemektedir. Unutmamalıdır ki çocuklar kendilerini yetişkinler gibi ifade edemeyecekleri gibi destek için kendi iradeleri ile karar almazlar. Bir yetişkinin onları yönlendirmesi neticesinde destek almaya başlarlar fakat her zaman işbirliğine yanaşmak istemeyebilirler. Bu nedenle pedagog ve psikologların çocukların eğilimlerinden haberdar, onların içinde bulunduğu yaşa özgü anlatım kalıplarını belirlemiş olması gerekmektedir.

Gençler ergenlik dönemi içerisinde  fiziksel, ruhsal ve sosyal birçok değişiklik yaşarlar. Bu süreç içinde fiziksel gelişimini kabullenmeye çalışan gençler diğer yandan sosyal çevresini oluşturmaya çalışmaktadır. Aileler, bireyin bu süreç içerisinde yanında olarak onlara destek olmakla birlikte profesyonel yardım da alabilirler.

Ergen danışmanlığı ile bireylere özgüvenlerini, sosyal çevrelerini, arkadaş ilişkilerini, anne ve baba ile olan ilişkileri konusunda olumlu yönde destek verilmektedir. Bu desteğin verilmesi esnasında anne – baba ve okuldaki eğitimciler ile işbirliği yapılarak bireylerin bu süreci en verimli şekilde geçirmeleri hedeflenmektedir.

Gençlerin; meslek seçimi, sınav kaygısı, okul korkusu, cinsel eğitim ve kişilik gelişimi gibi durumlarında Hayat Psikolojik Danışmanlık olarak uzman psikolog ve pedagog kadromuzla çocukları ve  gençleri geleceğe yönlendirmekteyiz.

Boşanma ve Çocuk

BOŞANMA ve ÇOCUK

Her çocuk için doğal olan: anne ve babasıyla birlikte zamanını geçirmesidir. Ancak bazı durumlarda bu süreç bozulabiliyor. Doğal süreci bozmamak uğruna evlilik birlikteliği sürdürülmeli midir?

Peki, anne-babalar sınırı nasıl bilecek? Herkesin kendine göre sınırları farklıdır. Kimi için fiziksel şiddet, kimi için hakaret ya da sıradan tartışmaların yaşanıyor olması o evliliğin bitmesi için sebep olabilir. Hangi durumda, ‘Evet, artık bu evlilik birliği sürdürülemez’ denebilir?

Evlilik bütünlüğü içinde taraflardan birinin mutluluğu o evliliği sürdürmek için yeterli midir? Kadın ya da erkek boşanmak isterken diğeri diretiyorsa, buradan sağlıklı bir birliktelik doğar .

Mutsuz ebeveynlerin mutlu birey yetişmeleri mümkün değildir. Boşanma kararı aslında bireylerin kendi başlarına vermeleri gereken bir karar. Ancak çoğu zaman aileler de işin içine giriyor. Ailelerin bu konuda almaları gereken tavır nedir?

Hangi noktaya kadar ailelerin müdahalesi yararlı olabilir?

Bazı bireyler vardır ki bırakın evliliği, herhangi bir insanla ilişkiyi sürdürürken bile sorun yaşar. Bu durumdaki bireylerin boşanması çözüm müdür?

Anne-babanın boşanma sürecinde yaptığı hangi yanlışlıklar çocuk için daha zedeleyicidir?

Anne-babalar kendi öfke ve gerginliklerini çocuklar üzerinden yansıtma konusunda neden ısrarcı olurlar?

BOŞANMA ÇOCUKLARA NASIL SÖYLENMELİDİR?

Bazı anne babalar ayrılma veya boşanma niyetlerini çocuklara söylemeyi gereksiz görürler. Onlara göre, bu tür kararlar yetişkinler tarafından verilir ve çocuklar ilgilendirmez hele çocuklar 5 yaşından küçükse nasıl olsa anlamayacaklarını düşünürler. Çocuklara ayrılık  ve boşanmanın nasıl açıklanacağı onların aile hayatındaki değişiklikleri nasıl karşılayacaklarını belirler. Bu dönemde çocuk şu sorulan sorabilir:

  1. Evden hanginiz ayrılacak?
  2. Neden annem ya da babam evden ayrılıyor?

odak nokta, basit anlaşılabilir ve suçlayıcı olmayan tutum takınmaktır.

  1. Neden biz seninle değil de annemle (ya da babamla) kalacağız?

Odak nokta, bunun onun iyiliği ve rahatı için olduğu üzerinde durmak…

  1. Annem ya da babam bizden ayrılınca nerede yaşayacak?

odak nokta, ulaşabileceklerini vurgulayın.

  1. Annemizi ya da babamızı tekrar görebilecek miyiz?

Odak nokta. annelikten ve babalıktan ayrılmadığınızı açıklamak

  1. Bize ne olacak?

odak nokta, yine yapmaları gerekenleri yapacaklar ve annelik ve babalığın devam ettiğini belirtmek.

  1. Annem ya da babam geri dönecek mi?

Odak nokta, kararlı olarak bunun olmayacağını belirtmektir.

BOŞANMA SONRASI ÇOCUKLARIN  EN ÇOK  NEYE İHTİYACI VARDIR?

  1. Çocuklarınızla mümkün olduğu kadar çok birlikte vakit geçirin ve onlar duygular paylaşmalar için teşvik edin.
  2. Onların duygularını görmezden gelmeyin ve anlayış gösterin. Onları yargılamaktan veya önemsememekten kaçının.
  3.  Çocukların önünde diğer ebeveyni eleştirmeyin.
  4. Eski eşinizle aranızdaki sürtüşmeyi en aza indirin. Bunu yapamıyorsanız çocukların önünde kavga etmeyin.
  5. Çocuklarınızın kendilerini yalnız hissetmemeleri için elinizden geleni yapın. Onlara her çeşit sorunun üstesinden gelebilecekleri inancını aşılayın.
  6. Bebeksi ya da yaşlarına göre çocuksu davranışları için onları cezalandırmayın ya da alay etmeyin.
  7. Televizyon seyrederek veya bilgisayar oynayarak geçirdiği zamanı aynı tutun.
  8. Çocuklarınızın yalnız kalma ihtiyacına saygı gösterin.
  9. Ne kadar meşgul olursanız olun, çocuklarınızı izleyin.

Aile Danışmanlığı Nedir?

Aile Danışmanlığı Nedir?

Aile, farklı bireylerin bir arada yaşadığı bir sistemdir ve her ailenin kendine özgü bir dengesi vardır. Bu denge zaman zaman tıkanmış sorunlar ya da bozulmuş ilişkiler nedeniyle zorlu evrelerden geçebilir. Bu zorlu evreleri sağlıklı bir şekilde atlatmak ve bu evrelerde psikolojik destek almak aile sistemini koruyacak ve ileriye dönük olarak büyük kazançlar sağlayacaktır. Aile danışmanı, ilişkiler açısından sorunları olan insanların, evlilik, ayrılık ve boşanma sırasında, çocuklarla ve aile ile ilgili kişisel veya kişiler arasındaki sorunların üstesinden daha rahat bir şekilde gelmelerine yardımcı olmayı amaçlamaktadır.

Aile danışmanlığı, incinmiş duygular, siz ve eşiniz arasındaki veya ailedeki diğer bir kişi ile olan sorunlar, yeni yaşam düzenlemeleri ve çocukların bakımı ve mali düzenlemeler konusundaki sorunlarla ilgili olabilir. Aile danışmanlığında kişiler ailede yaşanan bir problemi, kendi bakış açılarından ortaya koyarlarken danışman, kişilerden her birinin;

  • diğerlerini saygı ile dinlemesine,
  • diğerlerinin bakış açısını da görmesine ve anlamasına,
  • soruna yönelik olarak konuşmasına,
  • diğerlerine karşı duygu ve düşüncelerini daha açık bir dille ifade etmelerine,
  • diğerlerine karşı incitici davranışlarda bulunmamasına,
  • diğerlerini oldukları gibi kabul etmesine,
  • diğerlerinden beklentilerini açıkça ifade etmesine yardımcı olur.

Aile Danışmanlığının Hizmet Alanları Nelerdir?

  • Anne – baba ilişki ve iletişim problemleri,
  • Anne – baba ile çocuk ilişkileri,
  • Çatışmalar,
  • Boşanma süreçleri,
  • Flört ve aldatma problemleri
  • Cinsel problemler

 

Aile danışmanlığı, bir bütün olarak aile sistemi üzerine odaklandığı için diğer danışmanlık türlerinden farklılaşır. Birey sorunlu olarak tanımlanmaz, bunun yerine aile sisteminin sorunu tespit edilir. Çünkü aile sisteminde ilişkiler fonksiyonelliğini ve bireylerin davranış örüntülerini anlamak için aileye bir bütün olarak bakmak gereklidir. Aile ilişkileri kaçınılmaz olarak hem geçmişle beslenir hem de aile içerisinde etkiletişim biçimi ile kompleks bir yapı gösterir.

Aile danışmanlığında seanslar tek bir bireyle değil, bireyin tüm aile üyeleri ile birlikte yürütülür. Bazı durumlarda çekirdek aile üyeleri ile birlikte aileye etki eden geniş aile üyeleri de (Örnek: anneanne, babaanne, dede, teyze, amca vs.) seanslara davet edilir.

Aile danışmanlığının işlevi; aile içinde yaşanan bireyler arası sorunlar olabileceği gibi, tüm aileyi etkileyen ölüm, kronik hastalık, bir aile bireyinin evden ayrılması gibi konularda aile bireylerine destek vermektir. Aile danışmanlığının belirgin ve açık hedefleri vardır. Amacı; ailenin yaşadığı sorunların çözümünün yanı sıra aile bireylerinin birbirlerini daha iyi anlamalarını, belirgin ve esnek sınırlar çizebilmelerini sağlamayı kolaylaştıracak yeni beceriler kazandırmaktır.

Özetle aile danışmanlığı, rahat ve güven verici bir ortam sağlayarak üyelerin hem kendilerini hem de birbirlerini tanımalarına, birbirleriyle açık ve içten bir iletişim kurarak sorunlarına çözüm bulmalarına yardımcı olacak güç kaynaklarını keşfetmelerine eşlik eden bir profesyonel destek hizmetidir.

Okul Başarısızlığı

OKUL BAŞARISIZLIĞI

Çocuğun veya gencin uzun süreli hemen her dersten gelişim düzeyinin ve yeteneklerinin altında performans göstermesidir. Bu başarısızlığı bir türlü telafi edememesi durumudur.

OKUL BAŞARISIZLIĞI ÖZELLİKLERİ

Duygu Durumu

  • Motivasyonları düşük olur. Amaç eksikliği ve hedefe ulaşmada çaba yetersizliği nedeniyle sık sık başkalarının yönlendirmelerine ihtiyaç duyar.
  • Lise düzeyi başarılı başarısız öğrencilerin dahil edildiği araştırmalara göre; başarılı grubun kısa vadeli hedeflerden çok uzun vadeli hedefleri olduğu gözlenmiştir.
  • Yapılan araştırma sonuçlarına göre motivasyon eksikliği ve kişisel başarısızlıklardan daha çok okul notlarındaki düşüklükten suçluluk duydukları tespit edilmiştir

Benlik Algısı

Çocuk dünyaya geldiğinde belirgin bir “ben” algısı yoktur. Anne babayla yaşantıları sonucunda şekillenmeye başlar. Sakin geçen çocukluk yılları sonrasında ergenlikle beraber kendini tanıma olanağı bulduğu ölçüde çatışmaları kolay atlatır ve sağlıklı bir ben kavramı gelişebilir. Okul başarısında önemli ön koşullardan biridir. Yapılan araştırma sonuçlarına göre sanılanın aksine zekanın değil akademik benlik algısının başarıyı yordama da daha etkili olduğu görülmüştür.

Düşük benlik algısı bireyin daha kötü performans göstermesine neden olur. Kendine güven ve sorumluluk duygularının daha az geliştiğini gösterir. Başarılı öğrenciler kendi ilgi yetenek ve kapasitelerinden haberdardırlar. Bu nedenle hedef belirlemede ve ulaşmada başarısız çocuklara oranla daha üstün performans gösterirler.

Zihinsel Performans

Zeka ölçümünün başarıyı ölçmek için zayıf bir belirleyici olduğu dikkate alınmalıdır. Çünkü okul başarısızlığı olan öğrenciler ile başarılı öğrenciler arasında zeka açısından anlamlı bir farklılık yoktur.

Okul başarısızlığı olan öğrenciler içerisinde özel öğrenme güçlüğü olan özel eğitime ihtiyaç duyan çocuklarda olabilir. Fakat okul başarısızlığı probleminin içine zihinsel özellikleri ortalamanın altında olan çocuklar dahil edilmemektedir. Başarısızlık sorunu gelişimsel olarak bir geriliğin olmadığı hallerde ele alınmaktadır.

Cinsiyet

Hem yurt içi hem yurt dışında okul başarısındaki cinsiyet faktörünün ele çalışmalarda kızlar daha başarılı bulunmuştur. Sonrasında kızlar başarısızlığı; çaba eksikliği olarak açıklarken erkekler yeteneği göz önüne almışlardır.

Arkadaşlık İlişkileri

Arkadaş grubu tarafından kabul görmek çocuklar ve gençler için güçlü bir ihtiyaçtır. Arkadaşların eğitimsel istekleriyle uyum içerisindedir kendi istekleri de. Bu nedenle kimlerle arkadaş oldukları önemlidir.

Ders Çalışma Yöntemi

Ders çalışma bir okuma şekli olarak tanımlanır. Fakat sıradan okumadan farklılaştığı yönü ise dikkatli ve sorgulayarak yapılıyor olmasıdır. Not alma, altını çizme, hafıza kapasitesi, önceki bilgilerle harmanlama gibi zihnin aktif çalışmasına yardımcı olduğu faaliyetleri içermelidir.

OKUL BAŞARISIZLIĞI NEDENLERİ

Bireye Bağlı Nedenler

  • Bilişsel, fiziksel ve duygusal olgunluk açısından yetersizlik başarısızlıkta önemli bir etkendir. Yani gelişim görevlerini gerçekleştirememek başarısızlığa zemin hazırlar. Bu ise benlik algısını ve sonrasındaki çabalarını olumsuz etkileyecektir.
  • Ergenlik dönemine girmekle beraber hızlı gelişim ve değişim sonucu ergenin dikkati zayıflar, yalnızlaşma isteği artar.
  • Yaşıtlarına göre geç fiziksel olgunlaşma kötü beden imajına neden olur. Bu da özsaygı ve akademik başarıyı olumsuz etkiler.
  • Gencin anne babanın aşırı otoritesine tepki vermek için seçtiği bir yol olabilir başarısızlık!!!
  • Duygusal düzensizlik nedeniyle başarısızlık artar. Bu ise daha çok kötüleşmeye sebep olur.
  • Gencin bu döneme kadar bireysel sorumluluk becerisine sahip olmamış olması.
  • Geçmiş yaşantılarında hareketle başarısız olacağına dair inançlar, ön yargılar.
  • Çocukta öğrenme güçlüğü olması, dikkat dağınıklığına yol açan hiperaktivitenin varlığı başarısızlığı arttırır.
  • Sınav kaygısı da okul başarısızlığı için önemli bir etkendir. Yüksek kaygı; sınav sonucuna göre ne kadar olması gerektiği gibi bir insan olduğunu belirlemesine yardım eder bu da başarısızlı tetikler.

Anne Babaya Bağlı Nedenler

  • Okul başarısızlığıyla beraber tırnak yeme, otoriteyle çatışma, yalan söyleme gibi davranışsal problemler görülüyorsa başarısızlığın kaynağının anne baba tutumundan kaynaklandığı da söylenebilir.
  • Eğitim hataları, anne baba tutumundaki kararsızlık çocuğun başarısını etkiler.
  • Gereğinden fazla koruyup güvensiz birey haline getirmek ya da aşırı baskı temel hatalardandır.
  • Aşırı kısıtlayıcı tutum güven duygusunu geliştirmez bu ise; benliğin gelişimine olumsuz katkı yapar.
  • Okul başarısını etkileyen en önemli faktörlerden biri de çocuğun sorumluluk alması ve başladığı işi bitirmesidir. Bu bebeklikten itibaren gelişen ve anne babanın kazandırdığı bir beceridir. Çocuklar adına sorumluluk almak yapılabilecek en büyük yanlışlardan biri olur.
  • Çocuğun sadece ders çalışma sorumluluğu olduğunu düşünmek onu oyunda, spordan, eğlenceden uzak tutmak da başarısızlığa katkı sağlar.
  • Başarılı çocukların başarısız çocuklara kıyasla daha az fiziksel ve sözel şiddete maruz kaldıkları fark edilmiştir.
  • Teknoloji kullanımına sınır koymamanın da okul başarısızlığında önemli bir etken olduğu unutulmamalıdır.

Başarısızlıkla ilgili tek bir sorumlu aramanın doğru olmadığı bir gerçektir. Diğerlerine kıyasla bazen aile bazen okul bazen öğretmen bazen de çocuğun kendisi başarısızlığa daha çok sebep olabilir fakat hiçbir zaman sorumlu tek bir kişi değildir. Bu nedenle okul aile birey işbirliği halinde hareket etmeli oluşan problem hangi alanın kökündeyse çözüm konusunda ortak hareket edilerek tüm paydaşlar sorumluluk üstlenmelidir.

Bireysel, Çift ya da Cinsel Terapistinizi Seçmek

Erkekler ve çiftler bir terapiste danışmaktan genellikle çekinirler çünkü bunun bir çılgınlık işareti olduğunu, bir yetersizliğin itirafı olduğunu, ya da hayatlarının ve ilişkilerinin dar boğazda olduğunu kabul etmek anlamına geldiğini düşünürler. Gerçekte ise, profesyonel yardım aramak psikolojik aklın ve gücün bir işaretidir. Bireysel, çift ya da cinsel terapiye başlamanız, bir sorun olduğunu fark ettiğiniz ve sorunları çözmeyi taahhüt ettiğiniz; hem bireysel, hem de çift olarak gelişmek istediğiniz anlamına gelir.

Ruhsal sağlık alanı aklı karıştırabilir. Çift ve cinsel terapiler klinik alt özelleşme alanlarıdır. Bu terapiler psikologlar, sosyal çalışmacılar, evlilik terapistleri, psikiyatristler ve din danışmanları gibi çeşitli profesyonel gruplar tarafından uygulanabilir

Birçok kişi, ruh sağlığını da kapsayan sağlık sigortası bulunduğu için özel sağlık hizmetlerinden yararlanabilir. Parasal kaynakları ya da sigortası olmayanlar kent ya da yerel yönetime bağlı ruh sağlığı kliniklerini, bir üniversite ya da tıp fakültesinin ayaktan hasta kabul eden ruh sağlığı kliniklerini, ya da bir aile hizmetleri merkezini tercih edebilir. Bazı kliniklerin değişken bir ücretlendirme ölçeği vardır (ücret, ödeme gücünüze bağlıdır).

Bir terapist seçerken, referanslarını ve uzmanlık alanlarını sormakta tereddüt etmeyin. Uzmana terapinin hangi noktalara odaklanacağını, ne kadar sürmesinin beklenebileceğini, ve özel olarak cinsel problemlerin mi, yoksa daha genel olarak bireysel sorunların, iletişimin ve ilişki meselelerinin mi üzerinde durulacağını sorun. Üniversite diplomaları ve lisans belgeleri gibi referansları sormak için özellikle dikkat edin. Kendilerine kişisel danışman, evlilik danışmanı, ya da seks danışmanı gibi isimler veren kişilere karşı özellikle tedbirli olun. Her alanda yeterli nitelikleri taşımayan – bazıları da düpedüz şarlatan olan – kişiler bulunmaktadır.

Sevk edilmek için en iyi yollardan birisi, bir psikoloji derneği, evlilik ve aile terapileri derneği, ruh sağlığı derneği gibi yerel bir mesleki örgüte başvurmaktır. Sizi göndermesi için bir aile hekimine, bir din adamına, ya da güvendiğiniz bir arkadaşınıza sorabilirsiniz. Eğer bir üniversitenin ya da tıp fakültesinin yakınında oturuyorsanız, hangi ruhsal ve cinsel sağlık hizmetlerini verdiklerini öğrenmek için arayabilirsiniz

Kiminle çalışmak istediğinize karar vermeden önce iki ya da üç terapistle konuşmakta özgür hissedin. Terapistle ilişkinizde ne derecede rahat olduğunuza, aranızdaki uyuma, terapistin eşlerle çalışmak için özel becerisi olup olmadığına, ve terapistin soruna ilişkin değerlendirmesinin ve tedavi yaklaşımının size mantıklı gelip gelmediğine dikkat edin.

Bir kez başladıktan sonra, terapinin yardımcı olması için bir şans tanıyın. Mucizevi tedaviler pek azdır. Değişim için kendinizi vermeniz gerekir ve değişim yavaş yavaş ilerleyen ve genellikle de zor geçen bir süreçtir. Bazıları kısa-dönemli tedaviden (on seanstan az) yararlanırsa da, çoğu kişi tedavi sürecinin dört ay ile bir yıl arasında, veya daha uzun bir süre gerektirdiğini fark eder. Terapistin rolü karar veren olmaktan çok danışmanlık veren kişi olmaktır. Terapi, hem seans sırasında, hem de evde çaba göstermenizi gerektirir. Terapi tutumların, duyguların ve davranışların değişmesine yardımcı olur. Profesyonel yardım aramak cesaret gerektirse de, terapinin bireysel, ilişkiden kaynaklanan, ve cinsel problemleri değerlendirmek ve değiştirmek için muazzam faydası olabilir.

Erken Boşalmayı Anlamak

Erken boşalma (EB) nedir? Cevaplandırması kolay bir soru olduğunu düşünebilirsiniz, ancak bu kime sorduğunuza bağlıdır. Modern seks terapisinin kurucuları olan Masters ve Johnson (1970), erken boşalmayı erkeğin cinsel ilişkilerinin %50’si ya da daha fazlasında kadın orgazma ulaşmadan önce boşalması şeklinde tanımlamışlardır. EB bazen giriş ile boşalma arasındaki “normal” süreyi tutturamama sorunu olarak tanımlanır. Hatta çalışmalarda EB’nin belirli bir birleşme süresi olarak bile tanımlandığı olmuştur: Bir dakikadan, iki, üç, dört, beş, yedi veya 10 dakikadan az; bu sürelerin her biri de farklı bir nedene bağlı oluyordu. Bazıları da EB’yi vajinanın içindeyken yapılan ileri doğru itme hareketlerinin sayısı ile tanımlamayı önermişlerdir: sekiz itme hareketi, on beş itme hareketi.

Erken boşalmanın en iyi bilimsel tanımlaması, erkeğin cinsel birleşmelerin çoğunda ne zaman boşalacağını istemli, bilinçli olarak kontrol edememesi ya da bunu belirleyememesidir. En yararlı tanımlamanın bu olduğunu düşünüyoruz çünkü bilinçli kontrol çiftlerin kişilerarası ilişki, işbirliği, ve yakınlık sorunlarını birtakım mekanik ya da sayısal tanımlamalardan daha iyi yansıtmaktadır.

Çağdaş popüler kültür cinsellikten maksimum düzeyde zevk alabilmek için erkeğin cinsel birleşme sırasında en az bir saat boşalmaması gerektiğini dayatmaktadır! Cinsel performansla ilgili bu tür mitler erkeğin ve çiftin cinsel doyumu üzerinde en olumsuz etkileri yapan nedenler arasındadır.

Geniş Kapsamlı Yaklaşım

İlişkinizde EB sorunu yaşıyorsanız, ve özellikle de EB tedavisi için sık kullanılan teknikleri denemiş ve başarısız olmuş bir çift iseniz, size sorunun tedavisine yönelik geniş kapsamlı deneyimlerimiz, klinik bilgilerimiz ışığında ayrıntılı bir yaklaşım sunuyoruz. Bizim yaklaşımımız, sorununuzun karmaşıklığını kavramanıza yardımcı olacak şekilde, EB’nın bedensel, zihinsel ve ilişkisel yönlerini bütünleştirmektedir. Böylece, kendinizi ve partnerinizi daha iyi anlayabilecek, EB’yı sizin ve eşinizin nasıl yaşadığınızla ilgili karşılıklı olarak empati geliştirecek, ve değişmek için gösterdiğiniz çabaları düzenleyen ayrıntılı bir plan yapmanızı sağlayacak. Bu biyopsikososyal yaklaşım yalnızca çabuk boşalmanın üstesinden gelmenize yardımcı olmakla kalmayıp aranızdaki yakınlığı ve cinsel hazzı da derinleştirecek.

EB İle İlgili Bilginizi Sınayın

EB ile ilgili gerçekte ne kadar bilginiz var? Okumaya devam etmeden önce bu kısa doğru-yanlış testini yapın.

Doğru Yanlış Erkeklerin çoğunluğu cinsel birleşmeyi yirmi-otuz dakika sürdürür.

Doğru Yanlış İyi bir aşık eşi orgazm oluncaya kadar cinsel birleşmeyi uzatır.

Doğru Yanlış Kadınlar da erkekler gibi cinsel birleşme sırasında bir tek kez orgazm olur.

Doğru Yanlış Cinsel birleşme sırasında iki ila yedi dakika içinde boşalan erkekler boşalmayı iyi kontrol edemez.

Doğru Yanlış EB’nın nedeni çok fazla mastürbasyon yapmaktır, özellikle de ergenlik çağında.

Doğru Yanlış Çoğu kadın için cinsel ilişki sırasında penisin ileri doğru itme hareketi orgazm olmak için yeterlidir.

Doğru Yanlış EB her zaman psikolojik sorunlardan kaynaklanır.

Doğru Yanlış EB ile başa çıkmak için kadının daha az erotik olması ve erkeğin uyarılmayı azaltması gerekir.

Doğru Yanlış EB tabiatın doğurganlığı arttırma yoludur.

Doğru Yanlış EB ilişkide güç mücadelesinin bir sembolüdür.

Aslında, bu maddelerin her biri yanlıştır. EB ile ilgili eski ve yeni mitler pek çoktur Bunlar arasında EB’nin basit, sancısız bir sorun olduğu; isteyerek yapıldığı; tamamen psikolojik olduğu; kadının hatası olduğu; cinsel yetersizliğe işaret ettiği; çok fazla ya da çok hızlı mastürbasyon yapmaktan kaynaklandığı; düşmanlık duygularını gösterdiği; erkek bencilliğinin bir göstergesi olduğu; herkes için aynı olduğu; tek bir nedene bağlı ve tek bir tedavisi olan bir sorun olduğu; ve çaresiz bir problem olduğu sayılabilir.

EB İle İlgili Gerçekler

EB en sık karşılaşılan erkek cinsel sorunudur. Ergenlik çağında olan ve genç yetişkin erkeklerin çoğunluğu cinsel yaşantılarının başlarında erken boşalırlar. Çoğu erkek, deneyim kazandıkça, boşalmayı kontrol edebilir. Bununla birlikte, yaklaşık on erkekten üçünde erken boşalma süreklilik kazanmaktadır.

İşin iyi tarafı, EB’nın anlaşılabilir ve değiştirilebilir bir sorun olmasıdır. Boşalmayı kontrol etmeyi öğrenmekle cinsel doyumunuzu – ve eşinizinkini – arttırabilirsiniz. Bütün mesele komplike, çok nedenli, çok boyutlu olan EB sorununu ele almak ve boşalmayı daha iyi kontrol ederek cinselliğin tadını çıkarmaktır.

EB tek nedeni ve tek çözümü olan basit bir problem değildir. Aslında EB’nın dokuz farklı tipi vardır. EB, hem nedenleri, hem de sonuçları bakımından biyolojik, psikolojik, ve ilişkisel faktörler içermektedir. Başarılı bir değişim programının tüm ilgili faktörleri kapsaması gerekir. Başarılı bir değişim programı, aynı zamanda, sorunun tekrarlaması durumuna ilişkin bir plan da içermelidir. Bizim yaklaşımımız tüm bu konuları ele almanıza yardımcı olacağı için etkilidir.

Yalnız olmadığınızın farkına varmak yararlıdır. Suçluluk, utanç, suçlama ve karşı-suçlama gereksizdir; bunlar EB’yı çözerek eşinizle birlikte cinselliğin hazzını yaşamak isteğinizi köreltir.

Erkek Cinselliğini Anlamak

Bir zamanlar ne kadar erkekseniz o kadar çabuk boşaldığınıza inanılırdı. Oysa ki, seks ve cinsellik penisten, cinsel birleşmeden ve orgazmdan daha fazlasını içerir. Cinsellik sevgiyi, hazzı, oyunları, erotizmi, birleşmeyi, orgazmı, şefkati ve yaşam tutkusunu paylaşmak ve bundan zevk almak ile ilişkilidir.

Erkek cinselliğinin önemli avantajı, genç erkeklerin isteği, uyarılmayı ve orgazmı kolay ve öngörülebilir bulmalarıdır. Ergenler cinselliği erkekliğin bütünleyici bir parçası olarak değerlendirmeye özendirilmektedir. Erkekler cinselliği otomatik ve – iyisiyle kötüsüyle – özerk olarak görmeyi öğrenirler. Bir başka deyişle, erkeğin istek, uyarılma ve orgazm elde etmek için kadından gelen hiçbir şeye ihtiyacı yoktur.

Cinselliğe bu bakış, erkek ve ilişkisi yıllandıkça problem yaratır. Sağlıklı cinsellik özerkliği değil yakınlığı ve etkileşimi içerir. Boşalmayı kontrol etmeyi öğrenme kişilerarası bir süreçtir, bireysel değil.